Kahraman Tazeoğlu Sözleri

Kahraman Tazeoğlu Sözleri

Kahraman Tazeoğlu Sözleri, Kahraman Tazeoğlu Sözü, Kahraman Tazeoğlu Sözleri Kısa, Kahraman Tazeoğlu Sözleri Yeni, En Güzel Kahraman Tazeoğlu Sözleri

En dipteysen düşemezsin.

Şimdi ne bugünsün, ne de yarın.

Gelişi güzeldin sen sevgilim, gidişi değil.

Öyle fakirdi ki çocukluğum ecel gelse almazdı.

Belki de sen aşka aşıktın, ben üstüme alındım.

Olsa olsa sadece bir yarım,yada eksilen yanım.

Rastgele sevilmedin ki, rest çekilip gidilesin.

Kendi eksiklerine bakmadan başkalarında mucizeler arama.

Aklım kara kış ellerim seni üşüyor bugün günlerden soğuk.

Yeni hayatlar görmeye değil, gördüklerimi unutmaya gidiyorum.

Acının yan etkisi, güçlü bir karakter armağan etmesidir size.

Sakın geri gelme! Açılacak bir yaraya daha yer kalmadı kalbimde.

Korkma ve sen sana gözlerimden bak! Gör nasıl seveceksin kendini.

Sen, bana rağmen kendine iyi bak. Ben, sana rağmen hoşça kalırım.

Pişman değilim seni sevmekten. Sen adıma yakışan en derin yarasın.

Ne içimden terk edebiliyorum seni ne de terk ettirebiliyorum sana içimi!

Kimseyi bir başkası gibi sevmemeli insan. Çünkü kimse bir başkası değil.

İnancı kırılmayan hiçbir aşk bitmezdi oysaki. İnancımı da alıp gitmeseydin!

Gerçek aşık, içinden geldiği kadar aşıktır, diğerleri elinden geldiği kadar.

Vakit kaybı değildin hiçbir zaman ama belki biraz hayal kaybıydın benim için.

Özledin mi beni,dedim Sustu ! Nefesini en derinden aldı ve, Özlenmez mi , dedi!

Git artık yar sustuklarını bana harcama.! Yaslanma gözlerime bu yükü kaldıramam.

Sen benim hayata en uzun merhabamdın. Beni kısacık bir elvedaya nasıl sığdırabildin?

Ben, seni sevmemek için neden aradıkça ve “neden”ler buldukça, seni daha çok sevdim!

Son sigaram gibiydin sen sevgili, kıyamazdım içmeye. O cebimde kırıldı, sen kalbimde.

Gözlerine şiirler yazmıştım, yazma dedi sözcüklerim akmaya başlarsa gözlerimden cümlen olurum dedi.

Birbirimize birkaç aşk kadar, geç kalmış olmasaydık…Eğer kaybetme korkum olmadan sahip olabilir miydim sana?

Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı. Hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.

Eğer insan unutmak istemezse, bir günü bile hatırlar on yıl sonra… Ve unutmak isteyen, bir günde unutur on yılı.

Bir uçurum gibi bahsetti benden; düşmekten çok korktuğu ama bir çocuk gibi kıyısında oynamaktan asla vazgeçmediği.

Çok mu saftım yoksa çok mu kaptırdım. sahi ya uzun uzun gözlerine dalardım. Ne bileyim işte bir vardın, şimdi yoksun.

Affet. Bende sevgiler mevsimlik değil. Öyle hiçbir saat dilimiyle kıyaslayamam düşlerimi. Sığdıramam ki seni bir ömre.

Bugün bizi beraber görenler yarın “kimdi o” diye sorarlarsa, beni detaylı anlatma. Kısaca “ömrümün geri kalanı” dersin.

Biliyorum “yarın yeni bir gün doğacak” hikayeleri, inananı kanatır ancak. O yüzdendir sadaka vaatlere tenezzül etmeyişim.

Kimi giden; kendisinden sonra gelecek daha iyi birine yer açar. Kimi giden de; kendisinden sonra gelecekleri bile götürür.

Hiç düşünmemiştim bir isim ve iki bağlacın yan yana gelip de içimi bu kadar acıtacağını; taa ki sen ‘el’ve’da’ diyene kadar.

Ben uslu bir aşıktım; gel dedin geldim sev dedin sevdim bit dedin bittim şimdi unut diyorsun ya yaramazlığım tuttu unutamıyorum.

Sustu aşkı sensizliğe acılan kapılar ardında çömelen ıssız karanlık dilime kilitler vursa da dinmeyecek içimin kırgın yalnızlığı.

Evdeki bayat ekmek gibiydin.Ben sana nimet deyip başımın üstünde tutarken, sen gidip başkalarının çöplüğünde küflenmeyi tercih ettin.

Şimdi söyle; bu denizin dibinde, bu geminin kırık-dökük güvertesinde, bu yırtık yelkenle, bu yönsüz rüzgarın içinde bu aşk nereye gidiyor usta?

Hiç buluşmadığımız bir yerde hiç bilmediğin bir saatte seni bekliyorum. Gelmen pekte anlam ifade etmiyor. Ben seni beklemeyi hala çok seviyorum.

Gözyaşların süzülüyor saçlarına doğru. Her bir damla dağlıyor beni. Bin parçaya ayrılmış bedenimin tek bir parçası bile dokunamıyor sana. Öyle uzağındayım ki.

İki ayrı uykuda iki ayrı rüyanın birbirine dokunması gibiydi aşk. Sen bunu bilmiyordun. Toydun. Aramızdaki fark buydu; Sen ateşin yaktığını bilirdin, ben ateşte yanmayı.

Aşka inanmak kendini sevmektir yüzündeki ünlemi bozmadan. Bilmez misin? Sana aşkın iki kişilik bir yalan olduğunu öğretmediler mi? Neden her seferinde kanıyorsun öyleyse?

İdama giderken hislerim, güneşim yüzünü görmeyi bekledim hep. Kalemi kırık bir aşkı mühürledim yüreğime. ? Unuttum? diye haykırırken bile unutmadığımı ispatlıyordum kendime.

Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense. Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı. Olamayacağı. İlk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değil, seninle karşılaşmaktan korkuyorum.

Bana geldiğin yol aşk izlerinle doluydu. Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin. Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında Oysa ben gelişini “milat” sayacak kadar başlıyordum aşka.

Ben seni yere göğe sığdıramazdım, sen benim üstüme basıpta mı geçtin ? Söyle; ne zaman başladın, ne zaman bittin ? Zaten geç kalmıştın, bir de erken gittin. Canıma tak ettin ayrılık, inan yettin.

Şimdiyi yok saymak, yarını ertelemek ve fotoğrafların sınırlı karelerinde, sen’li dünleri yaşamak da, yalnızca, yalnızken yapılacak akıl karı bir deliliktir ve delilik, yalnızlığın en yalın tanımıdır!

Giderek değil, unutarak vesaireleştirdin sen bu aşkı. ‘Sen’ uçurumlarından, ‘Ben’ denizlerine düştüm. Kendi içimde boğulacak bir ölümü mü hak ettim Rabbim! Onu, kendimi kendi içimde boğacak kadar mı sevdim?

Benzer İçerikler

Yazar Hakkında: nedeguzelsozler

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir